Kafanın dışındaki kıllar seni var edemez
Babam bize “Önemli olan kafanın dışı değil, içidir.” derdi. Kafanın dışındaki kıllar seni var edemez.

Babam bize “Önemli olan kafanın dışı değil, içidir.” derdi. Kafanın dışındaki kıllar seni var edemez.
Küçükken saçlarımızı babam keserdi, kitap kırtasiye dükkanının arkasında kırmızı bir kağıt makasıyla. Ağabeyimin de, benim de bu hiç hoşumuza gitmezdi. Tıraş olurken dükkana bir kızın gelmemesi için çok iç geçirirdik. Yaşımız ilerledikçe bu utanç artıyordu, işin daha kötü yanı babamın bu durumdan zevk almasıydı, babamın elinden kurtulamıyorduk.
Okulun son haftalarının verdiği rahatlıkla saçlarımızı biraz uzatıyor, yaz tatili başlamasıyla annemin yanından, babamın yanına; dükkanında çalışmaya gidiyorduk.
Babam bir şey sorduğunda saçlarımız gözüne batmasın diye bazen onunla boynumuzu yan çevirip o şekilde konuşuyorduk, bir açıdan kolaydı, zaten babamla pek göz göze gelemezdik.
Babam bize sadece onun yanında çalıştığımız zamanlarda para veriyordu, bu para annemle birlikte kaldığımız evin asgari ihtiyaçlarını kuruş aşmıyordu. Kuruş, tam anlamıyla KURUŞ. Bizden çalıştığımız aylardaki evin elektrik, su faturalarını ister, onların tutarları ne kadar ise bütün bozukluklarla tam o tutarı verirdi.
Bir gün ablam, babamın verdiği bu paralarla faturaları yatırmaya gidiyor.
Sıcağın alnında 4 km yol, yürüyüp vezneye vardığında faturanın 1 günlük gecikme borcu çıkmış ve 12 kuruşu olmadığı için aynı yolu yürüyerek geri dönüp babamdan o 12 kuruşu geri istemişti.
Buna bir dur demek istedik ve babamdan çaldık, çok bir para değil, tıraş olacak kadar, hatta evden tıraş olacağımız yere gidip gelecek yol parasını bile değil. Egekent’te oturuyorduk, yürüyerek Çiğli’ye indik. Bir berber dükkanı bulduk ve içeri girip sırayla tıraş olduk.

Daracık bir dükkan, köşede L şeklinde bir tezgah, önünde bir ve iki yanda boydan aynalar, şok oldum! Burnumu ilk kez yandan görüyordum, saçımı ilk kez bir berberde kestirmenin hissi buharlaştı, canım sıkılmıştı, çirkindim.

Eve dönerken yokuş yukarı olan yolu uça uça çıkmıştık, artık büyümüştük. Daha da önemlisi özgürdük.
En az sahip olduğun şeyle anıyorum seni babacığım, SEVGİLER
